Pehlivan
Türk yağlı güreşi, çocukluğumda ve gençliğimde iz bıraktı. Babam da genç bir delikanlıyken bu sporu yapmıştı. Resimlerimle, yüzyıllara uzanan bu geleneğin ruhundan bir şeyler yakalamak istiyorum.
Pehlivanlığa giden yol, çoğu zaman çocuk yaşta, deneyimli bir ustanın himayesinde başlardı. Usta, çırağına güreş sanatının yanı sıra bu topluluğun değerlerini ve yaşam biçimini de aktarırdı. Meslek olarak güreşi seçecekler için bu eğitim, geçimlerini müsabakalardan sağlamak zorunda kalacakları bir hayata hazırlıktı.
Benim için bu gelenekte, saygı, özen ve neredeyse kardeşçe bir bağlılıkla beslenen köklü bir savaşçı ve kahramanlık ideali yaşamaya devam eder. Pehlivanlar bana başka bir çağdan gelmiş gladyatörler gibi görünür: Aynı topluluğa ait olmakla birlikte, birbirlerinin karşısına rakip olarak çıkmak zorundadırlar. Mücadele gücü ile insani yakınlığın böylesine iç içe oluşu beni etkiler.












